Tanrım beni baştan yarat
Kader işte, hep kötü şans bizi bulmuş. Hep yanılmışım, yanlış kişilerle düşünmüşüm aşkı sevdayı. Ancak benim gibi adamlara melankoli pek koymaz akşamları hariç. Yalnız kalmadığım ya da kalabalıkta kaybolmadığım sürece sorun yoktur. Bir dilek tuttum kalbimden, melankoliye rastladığım yalnız bir akşamdı yanılmıyorsam. Tanrım beni de sevecek biri çıksa gelse, sana aşığım dese? Ama öyle numaradan değil, beni gerçekten sevse, gözü başkasını görmese… Ne tesadüftür ki cevabı buldum geçenlerde, kalabalıkta kaybolduğum bir zamandı galiba, tuttu kolumdan çekti beni kenara, şöyle bir bak dedi yaşadığın hayata.

İlk görüşte dizlerinin bağının çözülmesi, kanının daha yavaş akması, insanların söylediklerinin daha uzaktan geliyormuşcasına dinlemek ve sadece ona odaklanmak. Bu gerçekten bahsedilmeyen altıncı bir his mi? yoksa özgüvenimizin yazdığı romantik bir film mi?