Tanrım beni baştan yarat
Kader işte, hep kötü şans bizi bulmuş. Hep yanılmışım, yanlış kişilerle düşünmüşüm aşkı sevdayı. Ancak benim gibi adamlara melankoli pek koymaz akşamları hariç. Yalnız kalmadığım ya da kalabalıkta kaybolmadığım sürece sorun yoktur. Bir dilek tuttum kalbimden, melankoliye rastladığım yalnız bir akşamdı yanılmıyorsam. Tanrım beni de sevecek biri çıksa gelse, sana aşığım dese? Ama öyle numaradan değil, beni gerçekten sevse, gözü başkasını görmese… Ne tesadüftür ki cevabı buldum geçenlerde, kalabalıkta kaybolduğum bir zamandı galiba, tuttu kolumdan çekti beni kenara, şöyle bir bak dedi yaşadığın hayata.

Bu satırı okuduğunuzda hayatınız değişmiş olacak. Her zaman bu tür fikirlere inanması zor gelir insana. Sabah kalktığınızda bambaşka bir hayatla uyanmanız oldukça ilginç ve korkutucudur. Daha da ilginci, hayatınız ya gözlerinizin önünde değişiyorsa? Sadece bir saniye öncesi ve sonrası farklıysa. Kafayı yemediğinizi fark ediyor fakat uyanık olup olmadığınızı kestiremiyorsanız bu değişim sizi fena halde etkilemiş demektir. Tanıdığım çoğu insan bu tür durumlarda aşık oldum der. Ben hayatım değişti diyorum. Zaten ben herkesin söylediğini başka türlü söylemeyi severim. Bu arada uzun zamandır hayatımı değiştirmemişim, aşık olmayalı çok oldu ki az yazı yazmışım.
İlk görüşte dizlerinin bağının çözülmesi, kanının daha yavaş akması, insanların söylediklerinin daha uzaktan geliyormuşcasına dinlemek ve sadece ona odaklanmak. Bu gerçekten bahsedilmeyen altıncı bir his mi? yoksa özgüvenimizin yazdığı romantik bir film mi?