Kader işte, hep kötü şans bizi bulmuş. Hep yanılmışım, yanlış kişilerle düşünmüşüm aşkı sevdayı. Ancak benim gibi adamlara melankoli pek koymaz akşamları hariç. Yalnız kalmadığım ya da kalabalıkta kaybolmadığım sürece sorun yoktur. Bir dilek tuttum kalbimden, melankoliye rastladığım yalnız bir akşamdı yanılmıyorsam. Tanrım beni de sevecek biri çıksa gelse, sana aşığım dese? Ama öyle numaradan değil, beni gerçekten sevse, gözü başkasını görmese… Ne tesadüftür ki cevabı buldum geçenlerde, kalabalıkta kaybolduğum bir zamandı galiba, tuttu kolumdan çekti beni kenara, şöyle bir bak dedi yaşadığın hayata.
Tabloda çok eksik yoktu aslında, dostlarım, ailem, hayallerim, yatırımlarım, oyuncaklarım… Haliyle sordum merakla ne yoktu tabloda acaba? Ellerinde tutmuş kalbimi gösterdi bana. Çizgi film misali, aşağıya bakmadığınız sürece düşmezsiniz ya, kalbimin yerinde olmadığını fark ettiğimde başladım nefes almakta zorlanmaya. Biliyordum aslında, ben kendim dilemiştim bunu. Ancak ölüm bu defa soğuk ve uzak gelmiyordu. Tanıdık bir yüzdü adeta, hani azrail alma canımı dediğimde bile tamam abi sen devam et demişti. Aşkın heyecanı her zaman ölmek gibidir, önce içiniz titrer sonra uzun süren bir huzur, bir kere aşık oldunuz mu seslensenizde geride kalanlara duymazlar sizi, başka bir dünyadır artık gittiğiniz yer. Bir melek olsa gerek, çıkmış o dünyadan gelmiş beni bulmuş elinde dileğimle birlikte.
Şansa bak demeyin, kimsenin başına böylesine kötü şans gelmez. Çıkmış gelmiş bu melek ama, kalbim onun ellerinde, bedenimde değil ki çarpsın onun için. Sonradan fark ettim, kalbim bedenimde olsa da çarpamaz onun için. Bakakalır güzelliğine. Git dedim melek, git kalbim de sende kalsın, ben zaten alışmışım kalpsiz yaşamaya.